Türk Dili'nin Kökenleri

türkçe dili
, türk dilleri
, türkçe
, türkçenin tarihi
Ramazan 2021-08-23
613d9720e6139.webp

Türk dilleri Orta Asya'dan Güney Doğu Avrupa'ya kadar çok geniş bir coğrafyada çeşitli lehçelerde konuşulmaktadır. Coğrafi olarak en yaygın olarak konuşulan diller arasında gösterilmektedir. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan'da resmi dil olmasının yanı sıra, Yunanistan, İran, Irak ve başka bir çok ülkede de resmi ya da gayrı resmi statüde azınlık dili olarak konuşulmaktadır.

Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi'nin haritası Türk Dillerinin konuşulduğu bölgeleri detaylı bir şekilde ele almaktadır.

Öte yandan Türk dilleri arasından en yaygın konuşulan lehçe olan Türkçe; Almanya, Fransa, Hollanda gibi Batı Avrupa ülkelerinde de, Türk kökenli göçmenlerin yoğun olarak bulunması nedeniyle, önemli bir nüfus tarafından anadil ya da ikinci dil olarak konuşulmaktadır.

Bazı tahminlere göre Dünya çapında yaklaşık 180 milyon kişi bir Türk dilini anadil olarak konuşmaktadır.

Bu makalede, genelde Türk dillerinin özel de Türkçe'nin tarih boyunca izlerini araştıracak ve bu dilin bugün kadar gelen yolculuğu hakkında bütüncül bir resim ortaya koymaya çalışacağız. 

Türkçe'nin Tarihi

Türkçe çok eski bir dildir. Bazı kaynaklara göre kökenleri 8500 yıl öncesine kadar dayanmaktadır. Kelime dağarcığı bakımından oldukça zengin ve kendine has fonetik, morfolojik ve sözdizimsel bir yapısı bulunmakta olup, Ural-Altay Dil ailesinin bir parçasıdır.

Tablodan görülebileceği üzere Türk dili ailesi 39 dilden oluşmaktadır. Bu makalede, Türkçeye odaklanacağız. Türkçe Ural-Altay Dil Ailesi’nin Güney Türk dilleri grubunda yer almaktadır

Birçok kaynakta Türk dillerinin Tungus ve Moğol dilleriyle akraba olduğu belirtilse de, bu diller arasındaki benzerliğin ortak bir kökenden ziyade karşılıklı etkileşim sonucu yaşanan sözcük alışverişinden kaynakladığı görüşü de mevcuttur.

Türk dilleriyle ilgili en eski yazılı kaynak 8. Yüzyıla tarihlenen Orhun Yazıtlarıdır. Taş içine oyulmuş bir şekilde anıtlaştırılan bu yazıtlar bugünkü Moğolistan’da bulunmaktadır. Bu yazıtlarda kullanılan alfabe eski Germen Kavimlerinin kullandığı runik alfabeye benzerliğinden ötürü Türk Runik Alfabesi olarak anılmaktadır. Yazıtlar genel olarak Göktürk Hanedanı’nın sosyal ve siyasi hayatından bahsetmektedir.

Göktürk Hanedanı’nın yıkılmasının ardından Uygur Türkleri, Türk dilinde birçok eser ortaya koymuştur. Özellikle Uygurlar, eski Türk dini Şamanizm’i bırakıp Budizm’i benimsemeleriyle birlikte birçok Çince dini metni tercüme etmişlerdir. Göktürkler ve Uygurlar tarafından konuşulan bu dile Eski Türkçe adı verilmektedir. Eski Türkçe, Türklerin İslam’ı kabul etmelerine kadar yaygın olarak konuştuğu dildir.

10. yüzyılda İslam dininin Türkler arasında yaygınlaşmasıyla birlikte Türk dili de Arapça ve Farsça dilleriyle yakın bir etkileşime girmiştir. Yusuf Has Hacib tarafından 1069 yılında yazılan “Kutadgu Bilig” Müslüman Türkler tarafından yazılan ilk şaheser olarak gösterilebilir.  1072 yılında Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan “Dîvânu Lugâti't-Türk” isimli eser Araplara Türkçe öğretmeyi amaçlamaktaydı. Belki de Turacoon’un atası bu kitaptır, kim bilir? 12. Yüzyılda Ahmet Yesevi tarafından kaleme alınan “Hikmet” isimli kitap ise önemli bir tasavvuf eseridir. Ancak, İslam’ın yoğun etkisine rağmen, bu dönemde Anadolu Türkçesi büyük oranda yabancı baskılardan bağımsız kalabilmiştir. Bunun en önemli nedeni dönemin güçlü siyasi otoriteleri olan Selçuklular ve Karamanoğulları’nın Türkçe’nin korunmasına yönelik olarak uygulamaya koydukları politikalardır. İlerleyen yıllarda, Türkçe’nin evrimi üç kategoride ele alınabilir.

Bu aşamalar:

  • Eski Anadolu Türkçesi (13. ve 15. yüzyıll
  • Osmanlı Türkçesi (16. ve 19. yüzyıllar)
  • 20. Yüzyıl Türkçesi – Modern Türkçe

1- Eski Anadolu Türkçesi

Anadolu Selçukluları döneminde Türkçe’nin resmi dil olarak kabul edilmesi yönünde çalışmalar olmuştur. Sultan Veled tarafından 1277 yılından yayınlanan “Divanı Türki” isimli Türkçe sözlük bu çabaların bir neticesidir. Osmanlı İmparatorluğunun ilk döneminde I. Orhan tarafından neşredilen ilk devlet belgesi olan “Mülkname” de Türkçe dilinde kaleme alınmıştır. Ayrıca 1530 yılında Kadri Efendi tarafından “Müyessiretül-Ulum” isimli bir Türkçe dilbilgisi kitabı yayınlanmıştır.

Bu dönemde konuşulan Türkçe diliyle ilgili en önemli figür şüphesi 13. Ve 14. Yüzyıl Anadolu’sunda yaşayan şair Yunus Emre’dir. Yunus Emre’nin şiirlerindeki basitlik ve akıcılık büyük bir ilgi uyandırmış, ayrıca eserlerinin insanların hayatlarında yaşadıkları sorunlara ve dini sorgulamalara bir yanıt getirici nitelikte olması yönüyle büyük bir saygı görmüştür. Bu dönemde yaşayan bir diğer önemli figür ve derviş olan Hacı Bayram Veli ise daha çok dini alanda eserler vermiş, dönemin Anadolu Türkçesine büyük katkılar sunmuştur.

2- Osmanlı Türkçesi (16. ve 19. Yüzyıllar)

Osmanlı İmparatorluğu’nun klasik döneminde Arapça ve Farsça kelimeler yazı dilinde oldukça yaygınlaşmıştır. Özelikle Osmanlı sarayında ve saray çevresindeki aristokratik çevrelerde konuşulan dil ile halkın kullandığı dil arasında, karşılıklı olarak anlaşma yönünden bir zorluk olmasa da, ciddi farklılıklar söz konusu olmuştur. Bu eğilim 19. Yüzyıldaki Tanzimat dönemine kadar devam etmiştir. Tanzimat döneminde batılılaşma akımından Türkçeyi de kapsamış, bilhassa Fransızcadan ciddi oranda etkilenmiştir.

3- 20. Yüzyıl Türkçesi – Modern Türkçe

1923 yılında Cumhuriyetin ilanının ardından Atatürk muasır medeniyetler seviyesine ulaşma ve batıyla aynı çizgiye gelme hedefi doğrultusunda bir harf devrimi gerçekleştirerek Latin kökenli Türk alfabesine geçiş yapmıştır. Ayrıca, Türkçe’nin yabancı etkilerden arındırılarak özünde dönmesi konusunda çalışmalar yapması amacıyla 1932 yılında Türk Dil Kurumu kurulmuştur.

Türk Alfabeleri

Yüzyıllar boyunca Türkler bir alfabe ve yazı sistemleri kullanmıştır. Bilinen en eski Türk alfabesi Orhun Alfabesidir. Bu alfabenin yerini daha sonra Uygur Alfabesi almıştır.

Şekilde Uygur Harfleri ve karşılık geldikleri Latin/Arap harfleri görülmektedir.

Müteakip yüzyıllarda, göçmen Türkler Kiril, Yunan, İbrani ve Latin alfabeleri gibi değişik yazı sistemleri kullanmıştır. Oğuz Türkleri ise Araplarla temasları ve daha İslam’ı kabul etmelerinin ardından Arap alfabesini benimsemiştir. 1 Kasım 1928 yılında gerçekleştirilen Harf Devrimine kadar da resmi yazı sistemi olarak Arap harflerini kullanmaya devam etmişlerdir. Osmanlı Türkçesi ise Arap ve Fars harflerinden oluşan bir yazı dilidir.

Türk Lehçeleri

İstanbul Türkçesi, Türkçe’nin standardize edilmiş versiyonudur. Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin gibi modern yazarlar bu Türkçe’nin kullanılması konusunda öncülük yapmıştır. Ancak Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bölgelerde birçok farklı lehçeler ve şiveler de konuşulmaktadır. Anadolu Şivesi, Rumeli Şivesi, Kıbrıs Şivesi vb. Bu şiveler arasında belirli farklar olsa da konuşanlar genel olarak birbirini anlamada sorun yaşamamaktadır.

Türkler tarih boyunca Orta Asya, Orta Doğu, Anadolu ve Avrupa’ya göç ettikçe, dillerini de kendileriyle birlikte taşımışlardır. Göçlerinin her aşamasında başka diller ile karşılıklı olarak etkileşime girmiş ve bugünkü Türkçeyi oluşturmuşlardır.

Türkçe bugün Dünya’da en çok konuşulan 20 dil arasındadır. Türkiye’nin 21. Yüzyılda ekonomik ve kültürel gücünün artmasıyla da, öğrenilebilecek en stratejik dillerden biri haline gelmiştir.  Özellikle uluslararası öğrenciler ve iş adamları için Türkçe öğrenmek çok önemli bir kariyer hamlesi olabilir. Ayrıca Turacoon ile Türkçe öğrenmek şimdi çok kolay!

Şimdi Türkçe Öğrenmenin Tam Zamanı!

Şimdi Abone Ol!

türkçe dili
türk dilleri
türkçe
türkçenin tarihi